http://www.insanokur.org/tag/ibrahim-yurtsever/
düşlerden düşüncelere ... işçi sınıfı ve siyaset üzerine yazılar, belgeler
Blog Arşivi
20 Ocak 2016 Çarşamba
http://www.edebiyathaber.net/category/ibrahim-yurtsever/http://www.edebiyathaber.net/category/ibrahim-yurtsever/
13 Ocak 2016 Çarşamba
HEPİMİZ BU TOPRAKLARIN İNSANIYIZ!
MUHACİRLER
Tarih boyunca insanlığın yaşadığı en büyük trajedilerden biri belki de zorunlu göç ettirme olgusu olarak tarihe geçti. Kitap yaşadığımız coğrafyada yakın tarihimizde yaşanmış,
Osmanlı imparatorluğunun çöküş döneminde
ortaya çıkan ulus devletlerin oluşumu esnasında uzun yıllar birlikte yaşayan
halkların arasında ırk ve din temelli gelişen düşmanlığın acı sonuçlarını konu
ediniyor. Yazar başka kaynaklardan yaptığı alıntılarla da desteklediği
yaşanmışlıkları kitabın bütününe yedirerek tarihsel anlatı niteliğindeki Romanı daha
sağlam temellere oturtmayı başarıyor.
“TURAN DEDE”
karakterinin kedi hayat hikayesi etrafında şekillenen tarihsel süreci, oldukça
zenginleştirilmiş, okumayı daha da keyifli hale getiren bir kültürel arka
planla okuyucuya sunuyor.
“Muhacir”
derlerdi bize. Cümlesiyle başlayan, Muhacirlerin Balkanlardan göç
ettirilmesinin, bütün duyarlılığımız harekete geçiren hikayesini oldukça akıcı
ve samimi bir dille okuyucuyu içine alan bir sıcaklıkta aktarıyor.
Yakın
tarihimizde yaşanan bu trajik durumun bu gün başka halklar için ne kadar güncel
olduğuna, her akşam bazı televizyonlardan aktarılan görüntüler eşliğinde
yeniden tanık oluyoruz. Sırtında yatak yorganlarıyla, bombalanmış
mahallelerinden, evlerinden, çıkmak zorunda kalan insanların acı çığlığı,
öfkesi ve isyanı odalarımıza dolarken ruhumuz parçalanıyor.
Vurulmuş
çocuklarının, annelerin, ölüleri yattığı yerden günlerce alınamıyor. İnsanlara
acının bin bir türlüsü yaşatılıyor.
Halkların
kardeşçe yaşadığı ırk, renk, din, mezhep, ayrımlarının değil insanın kendi
varlığının esas olduğu kısa tarihsel dönemler özlemle anılır oluyor hepimiz
için. Göç olgusunun çoğu zaman altında yatan, doğduğun, çocukluğunu yaşadığın
anılar biriktirdiğin topraklarda yaşamayacak duruma getirilme gerçekliği
yatıyor. Devletler arasında çıkan çıkar çatışmaları halklar arası düşmanlığı da
artırarak, telafisi kuşaklar boyu sürecek yıkıcı savaşlara yol açıyor.
Bu gün
yaşadığı toprakları terk ederek bu topraklarda yaşamak zorunda kalan bir çok
halk Yunan, Yugoslav, Bulgar, Kürt, Suriyeli, Afganlı ve diğer halklardan
milyonlarca insan insanlık dışı koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Daha iyi
koşullarda yaşayacağını düşündüğü ülkelere kaçak yollardan gitmek için insan tacirlerinin ağına
düşerek denizleri aşmaya çalışırken, batan botlarda trajik biçimde boğularak
can veriyor.
“Ülke”
sınırları içinde ise günlerdir uygulanan sokağa çıkma yasaklarıyla, Kürtlerin
yaşadığı kentler, köyler, mahalleler tanklarla, toplarla ağır silahlarla
bombalanıyor. Çocuk, yaşlı, kadın, erkek demeden insanlar öldürülüyor.
Devletin
uyguladığı şiddet yüzünden bu gün milyonlarca insan yaşam alanlarını terk
ederek, bilinmez trajik yaşamlara yol alıyor.
Geçmişten bu
güne kadar,
“Zorunlu göç, yalnızca mezra, köy ve kasabaların yakılıp yıkılması yoluyla değil, köy ve kentlerde yaşayan Kürt ve Süryani ya da Alevilerin, sistematik terör uygulamalarıyla yaşama ortamlarını terk etmek zorunda bırakılması yoluyla da yaşandı. Zorunlu göçün yaklaşık 3 milyon kişiyi etkilediği sanılıyor. Bunların önemli bir kısmı, yaşama ortamlarını terk ettiklerinde çalışma, beslenme ve barınma olanaklarından tamamen yoksun kalan köylüler oldu. Onlar yalnızca aç ve yoksul düşmediler; aynı zamanda görünmez oldular: yalnızca devletin dışına değil, insanlığın dışına da sürüldüler.”
Birikim / Bülent Peker | (Sayı: 134-135 - Haziran - Temmuz 2000)
İnsanlar başkalarının acısına sessiz kaldıkça insanlığın içine sürüklendiği karanlık insan dışı, düzen giderek yayılıyor tüm dünyayı sarıyor insanlığımızı çürütüyor.
İNSANLIĞIN
KURUTULUŞU
TOPYEKUN VİCDANIMIZI HAREKETE GEÇİRMEKTEN
GEÇİYOR!
TOPYEKUN VİCDANIMIZI HAREKETE GEÇİRMEKTEN
GEÇİYOR!
4 Ocak 2016 Pazartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)










