METİN
ELEŞTİRİSİNDE VERİLİ ALGININ SORGULANMASI VE
ELEŞTİREL AKLIN ÖZGÜRLEŞMESİ...
Tarihsel süreç içerisinde edebiyat alanı da bütün siyasal toplumsal devinimin etkilenimi altındadır. Her edebiyat ürünü ortaya çıktığı tarihsel toplumsal koşulların belirlenimi içinde şekillenmiştir. Tarihin akışının ezilenlerin özgürleşme çabasının yükseldiği dönemlerde devrimci bir enerjiden beslenerek daha umutlu ve özgürleştirici ürünleri ortaya çıkardığı gibi, gericilik dönemlerinde, insanlığın içine düştüğü karamsarlığı, yaşadığı çıkışsızlığı, bunalımı yansıtan ürünler ortaya çıkmıştır.
Eleştiri de gerçekliğe yaslanmadan, içi boş güzellemelerle, baskıcı siyasal koşulların etkisiyle gerçeği gizleyen, susan, gerçeği açığa çıkarıcı, yıkıcı bir söylemi dillendirmeyen, geleceğe ışık olmayan bir şekilde kendini geleceğe taşıyamaz.
Eleştiri, tarihsel toplumsal bir sorumluluk gerektirir. Hele ki karanlığın hüküm sürdüğü bedel ödemenin gerektiği zamanlarda çok daha büyük bir sorumluluktur.
ELEŞTİREL AKLIN ÖZGÜRLEŞMESİ...
Tarihsel süreç içerisinde edebiyat alanı da bütün siyasal toplumsal devinimin etkilenimi altındadır. Her edebiyat ürünü ortaya çıktığı tarihsel toplumsal koşulların belirlenimi içinde şekillenmiştir. Tarihin akışının ezilenlerin özgürleşme çabasının yükseldiği dönemlerde devrimci bir enerjiden beslenerek daha umutlu ve özgürleştirici ürünleri ortaya çıkardığı gibi, gericilik dönemlerinde, insanlığın içine düştüğü karamsarlığı, yaşadığı çıkışsızlığı, bunalımı yansıtan ürünler ortaya çıkmıştır.
Eleştiri de gerçekliğe yaslanmadan, içi boş güzellemelerle, baskıcı siyasal koşulların etkisiyle gerçeği gizleyen, susan, gerçeği açığa çıkarıcı, yıkıcı bir söylemi dillendirmeyen, geleceğe ışık olmayan bir şekilde kendini geleceğe taşıyamaz.
Eleştiri, tarihsel toplumsal bir sorumluluk gerektirir. Hele ki karanlığın hüküm sürdüğü bedel ödemenin gerektiği zamanlarda çok daha büyük bir sorumluluktur.
Bize
öğretilen “mükemmel sınırlar” içinde
ölçüp biçmeye çalışırız metni.
Beğenir
ya da beğenmeyiz bu verili öğretiyle kıyaslayarak.
Hayatta her şey tamam mıdır,
mükemmel midir ki, biz her şeyde mükemmellik ölçütü ararız.
İlişkilerin
doğasına aykırı ölçütler oluşturmak ve metnin bütünselliğini bu veriler
ölçüsünde anlama kavuşturmak ne derece makul sayılabilir.
Metin
bir insanın duygu düşünce dünyasından koparak bütün kaotik, dalgalı yapısıyla
yeniden ve kendine özgü biçimiyle var oluyorsa burada hata aramak olumsuzlamaya
ulaşmak idealize edilmiş bir mükemmelliği aramak ne doğanın kendi uzantısı
insan ruhuna ne gündelik hayatın pratik ilişkilerine uygun düşer.
Metin
üreticisinin ruhsal dünyasından kopup geliyorsa ondan izler taşıması ve
bozulmaya uğraması kaçınılmazdır.
Bir
metni eleştirmenin kriterlerinin oluşturulduğu bilinç, verili öğretilere meydan
okuyan, daha derinlikli bir bakışın özgürleştirici pratiğinde ortaya çıkabilir.
Yıkıcı
olmayan eleştiri mevcut yanlışın sürmesine yarayacaktır. Eleştiri, yıkma
bilinci üzerinde şekillenir, yenileyici ve geliştiricidir. Yeşereceği toprağı verimli hale getirecek besleyici çabayı gereksinir.
Yazar, kendi ürettiği metinde edinilmiş deneyimin toplam sonucundan yola çıkarak kurduğu metinle var olana bir eleştiri yöneltir. Bu eleştiri, kendisi olmak için yine eleştiriye muhtaçtır.
Burada temel sorun eleştirinin diyalektik bir yöntemle, sağlam bilimsel ve tarihsel
temellere dayanıp dayanmadığıyla ilgilidir.
Eleştiri; keyfi, açıklanamaz, temellendirilemez, bireysel verileri dikkate alamaz.
Her
eleştiri bir toplumsal pratiğe,sağlam bilimsel bir dayanak noktasına gereksinim duyar.
Eleştirinin kendini gerçekleştirme alanı hayatın kendisidir. "Eskiyi", kendini tamamlamış doygunluğa erişmiş olanı yıkmayı hedef almayan, hayatı ileriye taşıyamayan, dönüşüme uğratmayan bir eleştiri kendine sahici bir varlık alanı bulamaz.
Eleştirinin kendini gerçekleştirme alanı hayatın kendisidir. "Eskiyi", kendini tamamlamış doygunluğa erişmiş olanı yıkmayı hedef almayan, hayatı ileriye taşıyamayan, dönüşüme uğratmayan bir eleştiri kendine sahici bir varlık alanı bulamaz.
Eleştiri
cesaret ve özgürleşmiş bir bilinç gerektirir.
Tarih
eleştirinin yıkıcılığıyla, dönüştürücülüğüyle ivme kazanmıştır.
Burada sözü edilen eleştirinin içeriğidir. Nesnel temeller üzerinde şekillenen eleştirinin, eleştirileni yapısal olarak güçlendiren bir özellik taşıdığıyla ilgilidir.
Burada sözü edilen eleştirinin içeriğidir. Nesnel temeller üzerinde şekillenen eleştirinin, eleştirileni yapısal olarak güçlendiren bir özellik taşıdığıyla ilgilidir.
Sosyalizm deneyinin çözülmesiyle birlikte edebiyat alanının gerçek eleştiriyi gereksindiği bir tarihsel çürüme döneminden geçiyoruz.
Eleştirel yaklaşım, bizi dinamik tutacak, ileriye taşıyacak devrimci bir öze sahiptir. Çürüme ve yenilenme ikiliğinde eleştiriyle yenilenmenin yolunu açmaya mecburuz. Eleştiri daha güçlü bir varoluşun ışığıyla yolumuzu aydınlatacak bir gereksinimdir. Eleştiri samimiyettir sahiplenmedir, çürüyenden kopuşa birlikte yenilenmeye çağrıdır…
Devrimci eleştiri tarihin motorudur! 11.07.2016

