Meryem GÜLBUDAK’ın
"KARADENİZ SAKLA BENİ"
Öykü Kitabı üzerine
“Ezilen direnen direnmeyen
tüm kadınlara.”
İthaf edilen kitap yazarın kadın kimliğiyle bütünleşen bir
dille kaleme alınmış. Yazarın kadın kimliğinin, kadınların iç dünyasına bakışımızı
derinleştiren bu dünyanın aktarılmasında oldukça önemli bir işlevi yerine
getirdiğini söylemeliyiz. Öykülerde direnen, direnmeyen, kabullenmiş kadınlar
var. Ama hepsi yürüttükleri yaşam kavgasında sevgi ve umut dolu.
Karadeniz’de geçen öyküler
daha çok kadınların ezilen emekçi kimliğiyle yaşadığı sıkıntıları konu
ediniyor. Öykülerde toplumsal sorunların çeşitli katmanlarında yaşanan
çaresizlikler, erkek egemenliğinin hayatın bütün alanlarında duyumsanan baskıcı
yanı, sistemin yaşamın bütün alanlarına dönük saldırılarına yönelik kendiliğinden
ve örgütlü tutumlar sergileniyor.
Tarihsel ve güncel olanın
kaynaştığı dinamik bir zaman diliminde geçen öyküler hepimize çok tanıdık
aslında. Karadeniz insanının bakışını, kültürel, coğrafi, iklimsel özelliklerini,
konuyla bütünleşmiş motifler olarak öykülerin içinde okura aktarıyor.
Yaşadığımız coğrafyanın
farklı kültürel özelliklerini öykülerde duyumsuyoruz.
Karadeniz’in çok uzun bir tarihten
gelen, farklı medeniyetlerin, dinlerin ve dillerin zenginliğini taşıdığını
biliyoruz. Ancak bu zenginliğin zaman içinde ırkçı, tekçi anlayışlar tarafından
tahrip edilerek, yok sayıldığını, hayata yansımadığını bu farklı renkleri
barındıran coğrafyanın (Rum, Laz, Ermeni, Hemşin, Gürcü ve diğer halkların) az
duyulan sesinin edebiyatla bu güne taşınmasının çok önemli bir katkı olduğunu söylemeliyiz.
Öykülerde konu edilen her ne
kadar Karadeniz insanıymış gibi görünse de aslında sistemin her yerde aynı
saldırılarla bütün insanlığı hedef aldığını görüyoruz.
HES’lerin yapımında, Maden arama adı altında doğanın
talan edilmesinde, bizden önce ki insanlık tarihe ait değerlerin tahribatında,
işsizlikte, göçlerde, dili, inancı farklı olsa da mağdur edilen insan aynı.
Ezilenin dili, inancı,
yaşadığı coğrafya, saldırılar karşısında onu ayrıcalıklı kılmıyor. Talan ve
sömürü her yerde aynı vahşilikte uygulanıyor.
Öyküler, insanın iç dünyasında
ortaya çıkan farklı tepkileri, hayat karşısındaki duruşlarını, insan doğasının
çeşitliliği ve renkliliğini anlatıyor.
Öykülerin tümünden çıkardığım
sonuç; insan bütün acılarda eşitlenen aynı insan. Kadın, İşçi, İşsiz, Kürt,
Alevi, Göçe zorlanan insan ve hepimizin yaşadığı doğal çevre, kapitalizmin
saldırılarında ayrımsız eşitleniyor. Ve insanın ayakta kalmak için tek seçeneği
direnmek.
Öykülerimiz, hayatın açığa
çıkardığı acılarımız, sevinçlerimiz, umudumuzdur.
Selam olsun insandan, umuttan,
aydınlıktan yana öykülere,
bu öyküleri yaratanlara!
Bu sıcak samimi öykülerin yolu açık olsun diyorum!
Bu sıcak samimi öykülerin yolu açık olsun diyorum!
06.07.2016
İbrahim YURTSEVER
İbrahim YURTSEVER

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder